Özel Arama
  ---> Adan Zye Hastalıklar ve Alternatif Tedavileri

   
 
  Altunay Tahir
 

GEÇEN ZAMAN ÖMÜRDEN
Tükeniyorum her an,her saat her saniye,
yakılmış bir sigara,bir kuru ot misali,
adım adım yaklaşıp geliyorum ölüme,
farkettim ki ömürden bir günüm daha gitmiş.
 
Okul,askerlik derken bir adam oldum,
düştüm hayat içine her tarafa savruldum,
dün koşup oynuyardum,ne zaman baba oldum,
farkettim ki ömürden bir bölüm daha gitmiş.
 
Hayretle gülümsedim,zaman nasılda geçti,
dalıp gitti gözlerim,iki damla yaş indi
kara kara saçıma yıldızlar aklar düştü,
baktımki aynalara yüzümden gençliğim gitmiş.
 
Baston tutar olmuş,misket tutan ellerim.
uzağı görmez olmuş ışıldayan gözlerim,
kambur düşmüş belime,tutmaz olmuş dizlerim,
anladım ki ömürden  gençlik de  çıkıp gitmiş.
 
yanaklarıma inmiş yılların çizgileri,
yalan olmuş,kaybolmuş gençliğin gülüşleri
bu zaman ki gençlerin,olmuşum dedeleri,
Baktımki şu ömürün baharı,yazı bitmiş..
Tahir ALTUNAY


BEKLEYEN KÖYLÜ

Belki bu bayram gelirler dedim,
Ne gelen var,ne giden gelmedi köylülerim.
Dünya halidir dedim,kolay değil geçinmek,
iki bayram geçti de,gelmedi köylülerim..
 
'Olsun' dedim,nasiptir belki öbür seneye,
gerek yoktur bu kadar darılıpta küsmeye,
Isınmış ekmeğimle,demli çayım içmeye,
bayramlarda bekledim,gelmedi köylülerim..
 
Kimileri İstanbul,kimileri Ankara
kimisi Mersin,İzmir,kimisi Almanya'da.
Her yerde bulunur da şeker ile kolonya,
gönül bulunmaz işte,gelmedi köylülerim..
 
Tahir ALTUNAY
(KÖYÜMÜZÜ UNUTMAYALIM)


GANİLER
Bir zamanlar köyümde,
neler olurdu neler.
Oyeşil tepelerde,
salınırdı ganiler..
 
köyümüzün özüydü,
çocukluğun yüzüydü,
her babanın sözüydü,
yapılırdı ganiler.
 
Tahtadan her tarafı,
sal çevrili etrafı,
dingili,özeği vardı,
bir sanatdı ganiler.
 
Yaz günleri binerdik,
bayırlardan inerdik,
ganiyi çok severdik,
ne güzeldi ganiler..
 
Bazen yarış yapardık,
römörk bile takardık,
toz dumana katardık,
bir neşeydi ganiler..
 
katranlıydı dingili,
dönsün diye tekeri,
çekil hele eteri,
ezer seni ganiler..
 
Her şeyimizdi o bizim,
hatırlar dolar gözüm,
diyeceğim tek sözüm,
''unutulmuş ganiler''..

Tahir ALTUNAY


KÖROĞLU DİYARI
Güneş gülümser gibi,ışıldar gökyüzünden
rüzgar bir türkü söyler,sanki derinden
renga renk çiçekleri,sarı çiğdemlerinden,
koklamak ne güzeldir,Köroğlu diyarının..
 
Mor sümbüller donatır,süsler çayırlarını
çoban koyun otlatır,gezer bayırlarını
aladağı,bıçkısı,güzel yaylalarını
yaşamak ne güzeldir,Köroğlu diyarının..
 
Baharı bir başkadır,yazı bir başka,
son baharı başkadır kışı bir başka.
Gurbette hasret ile düşü bir başka
Hayali ne güzeldir Köroğlu diyarının..
 
Sevda olur yürekten,çıkmaz hasreti
sevgi dolu insanı,bilmez nefreti,
bir bardak çayı ile,hoş muhabbeti,
tatması ne güzeldir Köroğlu diyarının...

Tahir ALTUNAY


NENEM
Benim nenem çilekeş Anadolu kadını,
elleri nasırlıdır,yüzü güneş yanığı,
nice derdin,kederin yaşamış tek tanığı,
şükür eder haline yinede benim nenem.
 
Açar gözünü uykudan,sabah ezanlarında.
Namazını kılarda,iner dama bakmaya.
sırtında selekapa,samanlık yollarında,
sığırlara ot çeker,didinir benim nenem.
 
Cemberinde gizlidir,ak bürünmüş saçları.
Gözleri buğuludur,masum durur kaşları.
Naylon ayakkabıyla,yürür taşlı yolları,
elindeki değneğe tutunur benim nenem.
 
Ta gelinken başlamış,onun büyük çilesi.
İşe,güce koşmakla geçmiş nice senesi.
Evlatları gurbette,yanar ciğer köşesi,
bayramlarda umutla,yol gözler benim nenem.
 
O istemez mi sanki bu yaşta rahat etmek.
Senelerce didinmiş hakkıdır hazır ekmek.
Ömür boyu istemiş bir defa hacca gitmek,
gözleri Beytullah için, yaş döker benim nenem... 

Tahir ALTUNAY

 
SAVAŞ ÇOCUKLARI
Minicik bedenler kanlar içinde,
elleri yumulmuş,kalmış çocuklar.
Analar,babalar feryat içinde
uyanılmaz uykuya dalmış çocuklar..
 
Minik yüreklerini kurşunlar delmiş.
Elini,ayağını şarapnel bölmüş.
hayatı yaşamadan ölümü görmüş,
açmamış çiçek gibi solmuş çocuklar..
 
Morarmış dudakları,gözleri açık,
tebessüm eder gibi sanki birazcık
kefeninin içinde daha minnacık,
babaların elinde kalmış çocuklar..


Tahir Atunay

FANİ
İnsan oğlu yaşar fani
nerde dünya malı hani
incitse böceği dahi
hesabını verecektir..
 
Mal mülk edinir kazanır
hiç ölmeyeceğim sanır
dünya malına aldanır
elbet gerçeği görecektir.
 
Mutlu yaşar varlık ile
övünür hep kendisiyle
el uzatmaz bir garibe
bir gün eyvah diyecektir..
 
Ağa paşa olmuş nerde
gözden indiği gün perde
can verirken son nefeste
acizliği görecektir..
 
Pişman olmuş faydası yok
bir gün bile tövbesi yok
günahı çok sevabı yok
Affet ya rab diyecektir...
Tahir ALTUNAY

ANAM

Nice güzeller sevdim dünya üstünde,
hiç biri sen gibi olmadı anam.
Hayata yenilip düştüğüm zaman,
Hiç biri yanımda kalmadı anam..
 
Anladım ki sen varsın gerçekten seven.
Kokusuyla tatl bir güle benzeyen,
boş yollara bakıp beni bekleyen,
canımın parçası sen varsın anam..
 
Elbet döneceğim günün birinde,
ağlama kıyamam o gözlerine,
bir gün gelecek ki doğan güneşle,
Kapını ansızın çalarım anam...
Tahir ALTUNAY

(Askerdeyken anneme yazdığım bu şiir 
bütün annelere hadiye olsun)


SAVAŞ ÇOCUKLARI
Minicik bedenler kanlar içinde,
elleri yumulmuş,kalmış çocuklar.
Analar,babalar feryat içinde
uyanılmaz uykuya dalmış çocuklar..
 
Minik yüreklerini kurşunlar delmiş.
Elini,ayağını şarapnel bölmüş.
hayatı yaşamadan ölümü görmüş,
açmamış çiçek gibi solmuş çocuklar..
 
Morarmış dudakları,gözleri açık,
tebessüm eder gibi sanki birazcık
kefeninin içinde daha minnacık,
babaların elinde kalmış çocuklar..
Tahir ALTUNAY



DEDEM TIRPAN DÖVERDİ
Sabahın er vaktinde,harman başında,
beklerdim dedemi,çakıl taşında,
omuzunda tırpanlar,kasket başında,
dedem harmana gelip,tırpan döverdi.
 
Koyardı tırpanları,yere uzatıp,
otururdu usulca,heybeyi atıp,
birde ağzına birinci yakıp,
dedem yavaş yavaş tırpan döverdi.
 
Vururdu çekicini,bin sabır ile,
ufaktan bir yürkü yakıp diline,
bir bardak da çay varsa,değme keyfine,
dedem her güz sabahı,tırpan döverdi.
 
oturup dinlerdim çekiç sesini,
yankılanır gelirdi,karşıdan geri,
bir yandan da izlerdim garip dedemi,
dedem nede güzel tırpan döverdi.
 
Merak işte,gitmezdim başında durup,
kızdırırdım bazende sorular sorup,
sinirlenip 'başımdan git' diye kovup,
dedem kendi kendine,tırpan döverdi.

Tahir ALTUNAY


DÖRTDİVAN
Nice nesiller gelmiş,geçmiş gidiyor,
bir çağ değirmenisin,özüm Dörtdivan.
Gurbette düşündükçe,içim gidiyor,
şiirlere döktüğüm sözüm dörtdivan.
 
Bilinmez tatmayınca senin hasretin,
her mevsimle özdeşen güzelliklerin.
Yaylaların,dağların,yeşilliklerin,
düşledikçe sararır yüzüm,Dörtdivan
 
Oysa ne güzel olur,coma günlerin.
Senede on onbeş gün panayirlerin.
Buluşur bir biriyle,tüm köylülerin,
hatırlarım dolar iki gözüm Dörtdivan.
 
Panayırda bir neşe alır insanı,
kızarmış kaz kokusu,sarar her yanı.
Yaşamak tatmak lazım senin dünyanı,
aslım sensin,bedenim sen,canım Dörtdivan.
 
Biter benim tüm derdim sana gelince,
çarşında dolaşırken eş,dost görünce.
Şöyle bir de ılıkca rüzgar esince,
çocuk gibi kaynar şu kanım Dörtdivan.
 
Ben,bu gurbette hasret, çeken bir garip,
sen,sıladaki diğer yarım,DÖRTDİVAN!..

Tahir ALTUNAY


SORKUNLUYUM
Soyum gelir Oğuz'dan
Oğuz kayı boyundan,
Köroğlunun huyundan,
giderim sorkunluyum.
 
Dilde güzel söylerim,
kalpte iman eylerim,
memeleketsiz neylerim,
diyen bir sorkunluyum.
 
Allah yoludur yolum,
sevgidir para,pulum.
Bende garip bir kulum,
kalender sorkunluyum.
 
severim dostlukları,
yürürüm taşlıkları,
Allah'a aşıkları,
severim sorkunluyum.
 
Dik tutarım başımı,
paylaşırım aşımı,
gözden hasret yaşını,
dökerim sorkunluyum.
 
efendiyim garibim,
kızar isem deliyim,
ben hasretin yeliyim,
gurbette sorkunluyum...

Tahir ALTUNAY




 
 

Teknik Bilgi : Web adresimiz en iyi 1200 x 800 çözünürlükte ve internet expo ile görüntülenir!
Bolu-Dörtdivan SORKUN KÖYÜ Tanıtım Rehberi [ Haber ve Hasbihal Sitesi ]
Copyright by Burhan e-Mail: sorkun@bolu.biz
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ein Bild ein Bild ein Bild
REKLAMI KAPAT
REKLAMI KAPAT